Mahmut Hortaçsu

Sayın Nihat Ergün

Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı
Ankara

Sayın Bakanım,
Duyduğumuza göre Çengelköydeki Feza Gürsey Enstitüsü BilGem’e bağlanarak Gebze’deki yerleşkeye taşınıyormuş. Bunun, enstitünün bugünkü durumu ile eritilerek sona erdirilmesi olduğunu düşünüyorum. Başından beri bu enstitünün kuruluşu içinde olan bir kişi olarak size buranın tarihinden söz etmek istiyorum.

TÜBİTAK Uygulamalı Matematik Ünitesi 1972 yılında Prof. Dr. Erdoğan Şuhubi tarafından kurulmuş ve sonraları Gebze’ye taşınarak çalışmalarını orada sürdürmüştür. Ancak TÜBİTAK Temel Bilimler Enstitüsünün kurulmasındaki ana amaç değişiktir. Anladığım kadarıyla Prof. Dr. Erdal İnönü, Fransa ve İtalya’daki üniversitelerin bölümleri yan yana yaşayan İkinci Dünya Savaşından büyük zarar gören Fransa ve İtalya’daki bilim ancak bu enstitüler vasıtasıyla yeniden dünyada sayılır hale gelmiştir. Almanya’da da Max Planck enstitüleri benzer statüdedir.

İlk girişimi bu tip bir kuruluşu Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünün yanında kurmaktı. 1982 yılında bu konuyu başkanı olduğu Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümüne getirmiş, onlarla birlikte çalışacak, ancak mali kaynağını TÜBİTAK’tan alacak bir enstitü kurmak isteğinde olduğunu bildirmişti. Ancak Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünün bazı üyeleri bu enstitüye atanacak kişilerin bölüm onayından geçme koşulunu ileri sürmüş, yapılan oylamada Erdal Beyin ilk teklifini kabul edenler ve etmeyenlerin sayısı birbirine yakın çıkınca, hayatı boyunca demokrasiye inanmış bir kişi olan Prof. Dr. Erdal İnönü bu işi zorlamamış ve enstitüsünü Gebze’de kurmuştur. Bu enstitüde Fizik, Matematik, Yerbilimleri, Kimya ve Moleküler Biyoloji bölümleri yer alıyordu. Daha önce Gebze’deki enstitüde yer alan Uygulamalı Fizik, Uygulamalı Matematik birimleri de bu enstitü içine alınmıştı. Ancak Prof. Dr. İnönü, tüm konularda , uygulamadan çok temel konulara yer vermeyi düşünüyordu. Fizik Bölümünde deneysel katı halde temel araştırmalar yapan gruplar yanında genel görelilik ve kuramsal parçacık fiziğine yer vermişti. Matematikte de Ord. Prof. Dr. Cahit Arf ve Prof. Dr. Gündüz İkeda önderliğinde sırfi matematik konularıda da önem verilmiştir.

Prof. Dr. İnönü’nün siyasete soyunması ile enstitü, kanımca, bir sarsıntı geçirmiş, ilkin bağımsız iken sonraları Gebze’deki uygulamalı enstitü ile birleştirilmiş, Marmara Araştırma Enstitüsü ( M.A.M.) kurulmuştur. 90’lı yıllarda tüm M.A.M. ‘ın uygulama yönü daha çok vurgulanmış, temel konulardaki araştırmaları dışarlamak eğilimi belirmiştir. Hiç olmazsa sadece temel konulara önem veren matematik ve kuramsal fizikçileri başka bir yerleşkede toplamak düşüncesi ile Boğaziçi Üniversite ile bir protokol imzalanarak 1996 yılında bu konularda çalışanlar Çengelköy’deki Boğaziçi Üniversitesine ait bir binaya taşınmıştır. Böylece Temel Bilimler Enstitüsü, Prof. Dr. İnönü’nün ilk düşüncesinde olduğu gibi , C.N.R.S. modeline yaklaşmıştır. Bu enstitü için hazırlanan yönetmelik diğer üniversitelerin yanında yeni uydu denilebilecek enstitüler kurulmasını da öngörüyordu. Bu da Avrupa’daki sistemin düşünüldüğünü doğruluyor.

Prof. Dr. Yavuz Nutku’nun önderliğinde enstitü bu yeni konumda gelişmiş, TÜBİTAK Başkanlığına doğrudan bağlı olmanın avantajlarını en iyi biçimde kullanarak yurt içi ve dışındaki bilim insanları ile bir çok ilişki kurmuş, yurt dışından kısa süreli olarak gelen çok önemli bilim insanlarının da katkılarıyla burayı, özellikle klasik genel görelilikte bir dünya merkezi haline getirmiştir.

Çok tanınmış yabancıların enstitüye gelişlerinde en önemli faktör Prof. Dr. Yavuz Nutku’nun orada oluşu olmasına karşın enstitünün bir efsunlu dünya şehri olan Istanbul’da olmasının da, bazan küçük de olsa, bir rolü olmuştur. Başka bir konuda benzeri deneyimi kendim de yaşamıştım. Istanbul’daki merkeze koşa koşa gelen yabancı bilim insanları aynı merkez Anadolu’nun bir kentine taşınmaya kalkınca aynı isteği göstermemişlerdi.
Ancak TÜBİTAK’ta Prof. Dr. Nüket Yetiş yönetimi geldikten sonra enstitüye destek sürekli biçimde azalmış, neredeyse kesilme noktasına gelmiştir. Bir ara yarı zamanlılarla birlikte 29 olan enstitünün kadrosu zaman içinde dörde (4) inmiştir. Yarı zamanlıların hepsinin kontratı sonlandırılmıştır.

Yarı zamanlılar konusunda da birkaç şey söylemek istiyorum. Bu kişiler üniversitelerde, konusunda sivrilmiş kişilerdi. Ord. Prof. Dr. Cahit Arf bunlar için, “ Evet, bunlara paşa bahşişi veriyoruz. Buraya gelmelerini sağlamak için,” diyordu. Bu kişiler haftada iki defa gelirlerse üniversitede aldıklarının üçte biri kadar ek maaş alıyorlardı. Bu parayı vakıf üniversitelerinde bir günde en fazla basit iki dersi vererek kazanabilirlerdi. Bunun yerine araştırma yapmayı yeğliyorlardı. Ben enstitüde çalışırken bu kişilerin en az iki ödül almış olmasını istiyorduk. En azından TÜBİTAK Teşvik ödülü yanında Almanya’dan Alexander von Humboldt bursu gibi. Feza Gürsey Enstitüsünün ana sayfasında burada çalışanların aldığı ulusal ve uluslararası ödüllerin listesi bulunmaktadır. İnceliyebilirsiniz.

Sayın bakanım. Şu anda bu enstitüyü, Gebze’deki yerleşkeye götürüp BilGem ile birleştirip tamamen öldürmek istiyorlar. Belki enstitüyü şu andaki dört kişilik araştırıcı kadrosuyla Çengelköy’deki yerinde yaşatmak ekonomik olarak rantabl olmayabilir. Ama bunun çözümü onu taşımak değil araştırıcıların sayısını çoğaltmaktır. Bunun içinde maliyeden alınmış gerekli kadro vardır. Ancak kullanılmamaktadır.

Eski TÜBİTAK yasasında bilim kurulundaki temel bilimcilerin bir kotası vardı. Şu anda bilim kurulunda sadece iki temel bilimci var: Prof. Dr. İskender Yılgör ve Prof. Dr. Ayşe Soysal. Bilim kurulu başkanları temel bilimci olurdu. Şu anda bilim kurulunda ve başkan olarak mühendisleri görüyoruz. Bir uygulama lafı da gidiyor. Ancak her bilim insanı bilir ki temel bilim olmadan uygulama da olmaz. Maxwell’in temel bilimci olarak bulduğu elektromanyetik alan denklemleri günümüzde tüm telekomünikasyonun, bilişim ve iletişimin kaynağıdır. Einstein’in bulduğu genel görelilik bugün GPS cihazıyla yerimizi bulmamızı sağlıyor. En yeni örnek internettir. CERN’deki fizikçilerin birbirleriyle haberleşmek için kullandıkları sistem ile şimdi her gün milyonlarda ileti yollanmaktadır. Temel bilim olmazsa uygulamalı bilim olmaz. Ondan kanımca Türkiye’deki tek temel bilim enstitüsü mutlaka korunmalıdır.

Bilgilerinize saygılarımla arzederim.

Prof. Dr. Mahmut Hortaçsu
İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü ( emekli)

Advertisements

About fezagursey

Physicist.
This entry was posted in Akademisyen Mektupları - tr, Uncategorized. Bookmark the permalink.

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s