Ezgi Kantarcı

Bir Feza Gürsey Enstitüsü Öyküsü

Merhaba,

Ben bu mektubu genç bir matematikçi olarak yazıyorum: kendim için, ve benimle benzer durumda olan fizikçi ve matematikçi arkadaşlarım için. Feza Gürsey Enstitüsünde yaşadıklarımız ve yaşamak istediklerimiz için.

Enstitüye giderken, dönerek bir tepeye tırmanan virajlardan geçtikten sonra, gümüş bir şelale gibi ucu bucağı görünmeyen bir yokuşa varırsınız. Binaya da ancak o korkunç yokuştan indikten sonra ulaşılır. Küçük şirin bir binadır, fazla bir albenisi yoktur, içinde de her zaman ziyadesiyle ciddi insanlar bulunur: büyük sınıfta oturmuş o gün gelen konuşmacıyı dinlemektedirler, geç kalmanız kınayıcı bakışlarla karşılanır.

Tüm o ciddiyetin altında ise bilgiye olan saygı, ve ihtiyaç vardır. Öyle ki sabah erkenden insanları kaldırmış; yorgunlukla, trafikle boğuşarak pek de eğlenceli görünmeyen o sınıfa getirmiştir. Boş vaktini bir cafe veya sinema yerine bir sınıfta geçirmek bir seçimdir, ama hesaplanarak yapılan bir seçim değil: bazı insanlar böyle mutlu olur işte. Bilim insanı da başka türlü olunmaz ama.

Araştırma işlerini şöyle açıklayayım: bunu sabah 7 akşam 5 arası meslek olarak yaparak başarılı olamazsınız. Zira başlayıp ilerleyip bitirilecek çalışmalar değildir bunlar. En azından sınırlı deneyimlerimden çıkardığım sonuç bu. Uyurken, uyanırken, diş fırçalarken, yemek yerken hep düşünmek gerekir. Düşünmek de yetmez- konuşmak da gerekir. İlgilenen, dinleyen, fikir sahibi olan herkesle konuşmak, yazılmış eserleri okumak, fikirlerini yazarak payaşmak gerekir.

Yeni çalışmaları da kişilerin odalarına kapanıp tek başına üretmesini beklemek yersizdir bu yüzden.

Bunu bir tür enerji eşiği olarak düşünebilirsiniz. Konularda ilerleme kaydedilebilmesi için bu konularda hareket olması gerekmektedir: konuşulması, fikirlerin üretilmesi, tartışılması…

Matematikte ise bu aralar bu enerji eşiğinin yakalanmakta olduğunu düşünüyorum. Yapılan organizasyonlar sayesinde, benzer konularda çalışan ülkenin her yerinden gençler, ve dünyadan başarılı hocalarla bağlantı kurma fırsatımız oluyor. Çok istekli gençler yetişiyor, hem birbirlerini hem de konularda çalışan insanları tanıyan, dünyanın çeşitli yerlerinde eğitim gören gençler. Bir ortak paydaları: Feza Gürsey’deki olanaklardan yararlanıyor olmaları. Bir diğer ortak paydaları: öğrendiklerini dönüp orada paylaşarak, bu enerjiyi sürdürme ve arttırma istekleri.

Bu Enstitü, işte tam da bu bahsettiğimiz şeyleri yapabildiğimiz tek yer: Açık kalması ise bir ihtiyaç. Geçen senelerde oradan faydalanmış binlerce kişi için, ve gelecek nesiller için bir ihtiyaç.

Bilim de sanat gibi, bazen hayattaki pratik sorunlara takılınca göz ardı edilebilir gibi geliyor. Sonuçta ölçülebilir bir sonucu yok, önümüzdeki sene yapılacak seminerlerde elde edilecek bilgilerin bir ederi hesaplanamaz. O yüzden belki yıllarca emek içeren bu enstitüyü bir haftada boşaltmak o kadar da imkansız değil- çünkü içeride kitaplar ve fikirler var sadece ağırlık yapacak.

Yalnız böyle bir karar verilirken de insanın içi sızlar diye tahmin ediyorum. O nedenle belki çok geç değildir. Bu konuda desteğinizi rica ediyorum.

Ezgi Kantarcı

Boğaziçi Üniversitesi ‘11

Advertisements

About fezagursey

Physicist.
This entry was posted in Öğrenci Mektupları. Bookmark the permalink.

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s