Tuğrul Hakioğlu

Feza Gürsey Enstitüsü hakkında alınan bu kararın, enstitünün daha fazla destekle, daha da güçlü bir şekilde hele ülkemizdeki benzer örneklerinin çoğaltılmasının en çok gerektiği bir zamanda alınmış olmasının, olası en kısa zamanda geri dönülmesi gereken bir husus olduğunu düşünüyorum. Bu kararın, hazırlanan ulusal bilim strateji belgelerimizde dile getirilen hususlarla da çeliştiği görüşündeyim.

Feza Gürsey Enstitüsü ülkemizde bir ilki gerçekleştirerek, bilimsel araştırmaların çok yoğun olarak yapılmakta olduğu birçok dünya ülkesinde bulunan benzer enstitüler ile bilimsel minderlerde başabaş güreşmiştir. Ülkemizde de direktörü olduğum, ve profesyonel fizik araştırma ve eğitimine yönelik ilk ve tek vakıf kuruluşu olan ITAP’ın 2006 yılında kuruluşunda öncülük etmiş ve destek olmuştur.

Dünyada yapılmakta olan kuramsal fizik ve matematik araştırmaları sadece ülkelerin maddi katma değerlerine katkıda bulunmakla kalmazlar. Aynı zamanda toplumların birer bilim toplumuna dönüşmesi için gerekli olan rasyonel düşünceyi yerleştiren ve, düşünen öğrenen merak eden insanın geliştirilmesine büyük katkılarda bulunan merkezlerin kendiliğinden oluşmasını da tetiklerler. Bu merkezler üniversitelerde ve devlete bağlı biçimlerde oluşturulduğu gibi, üniversiteler arası yoğun odak noktalarında akademik araştırıcılar tarafından kurularak en üst seviyede düşünen araştırmacı insanın hareketliliğini, etkileşimini artırırlar ve üniversitelere destek olurlar. Beyin göçünü tersine çevirir, hızlı ve dinamik hareketleriyle bilim kültürünün ve bilim toplumunun oluşmasına büyük katkılarda bulunurlar. Öyle ki, bir bilim toplumunda nereye bakılsa bakılsın bilimi görmek ve hissetmek gereklidir. Başka türlü bilim toplumu olunamaz. Öğrenen ve düşünen insanın oluşması, yaratılan fikirsel sonuçların hayata geçirilerek teknolojide uygulanması için temeldir ve bu doğal bir sonuçtur. Buradan yola çıkarak, temel bilimlerin bir ülkenin kültürel, ekonomik ve eğitimsel anlamda da dünya yüzeyinde dik duruşunu ve kendine güvenini sağladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Profesyonel temel bilim araştırma ve eğitimi bir toplumun gerçek anlamda güzelliği ve bağımsızlığı demektir.

Çağımızda, batısıyla ve doğusuyla, tüm teknolojilerin temeli olan düşünen insanın altyapısının geliştirilmesine yönelik yeni bir soğuk savaş başlamış ve ülkeler beyin değerlerini kendilerine kazanmak için tüm rasyonel parametreleri hayata geçirme konusunda birbirleriyle yarışa girmişlerdir. Feza Gürsey Enstitüsü tekrar ve daha da etkin bir şekilde yapılandırılarak, ve benzer tüm kuruluşların yolu açılarak bu bilim toplumu yarışında bulunmaları şarttır. Bundan ötesinde ise yarışta ilk sıralarda olmak vardır ki bu da, ülkemizin yüksek bilimsel potansiyeli düşünüldüğünde, tüm üniversite, vakıf, sanayii kamu, özel kurumlar bünyesinde yeni bilgi üreten ve uygulayan, toplumumuzun ve dünyamızın geleceği için gerekli olan rasyonel parametreleri en az herkez kadar düşünen ve bilen, öğrenen merak eden ve sonuçta düşünen insanı geliştirmeyi, onları bilim üreten bir toplum haline getirmeyi yaşamının büyük bir parçası olarak gören yetkin araştırma ve eğitim ordumuz tarafından yerine getirilecektir.

Feza Gürsey Enstitüsü gibi bir kuruluşların eksikliğini en çok hissedecek olanların başında, sadece bu gibi kuruluşlar olmasının yeterli olmayıp, toplumun tüm kesimlerinde ve hatta kamusal alan dışında örnekleri olması gerektiğini bilen, üniversitelerimizde görevli akademik araştırıcılar tarafından bir sivil toplum kuruluşu yapısında kurulmuş olan Kuramsal ve Uygulamalı Fizik Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (ITAP , http://itap-tthv.org) dür. Üniversiteler arası ve uluslararası bir araştırma ve eğitim enstitüsünün bir ülkenin neredeyse herşeyine neler katabileceği konusundaki hususların bir kısmını ITAP tanıtım kitapçığından aktarıyorum:

Dünyada temel bilim, fizik ve matematik eğitiminde en büyük ilgi, maddi destek ve planlamayı en büyük dünya uluslarının yaptığını gözlemlemekteyiz. Bu gerçekten yola çıkarak geleceğe dönük hiçbir toplumsal, bilimsel ve teknolojik hamlenin, “ağır eğitim gerektiren fizik ve matematik bilimleri modern çağın yaşam biçimlerine uymuyor” gerekçesi ile ihmal edilerek elde edilebileceğini düşünemeyiz. Türkiye’de de, dünyada olduğu gibi, teknolojik yenilikleri takip etmek için üstün seviyede temel fizik ve matematik eğitimi gerekmemektedir. Bu gereklilik, teknolojiyi sadece takip etmeyip ona hakim olmak, ama kendi bünyesinde ve kendine özgü biçimlerde geliştirmek, oluşturulan teknolojiyi yüzyıllarca yenileyerek yine kendi biçimine uygun şekillerde sürdürebilmek, teknolojik uygarlık olmakla birlikte düşünen insanı, sağlıklı insan-evren ilişkisini derinleştirmek, bireye kişilik kazandırmak, toplumu ve kültürü zenginleştirerek güçlendirmek için söz konusudur.

Türkiye’nin bölgede etkinliğini artıran özelliklerinden, bilim yolu ile dünya barışına yapabileceği katkılara kadar çeşitli boyutlarda yüksek uluslararası değerlere katkı yapabilmek söz konusudur. Böyle bir enstitü, ülkenin yeni gelişmekte olan nesli içinde bilimsel yeteneği ve isteği olan gençlerin kariyerlerine öncülük ederek ve birer özgüvenli araştırmacı olmaları yolundaki engelleri aşmalarında yardımcı olmaktadır. Bu katkıların hem kısa hemde uzun dönemde olacağı ve toplumun cok kısa süre içinde dikkatini çekeceği ve toplumda yine çok kısa süre içinde yararının görüleceği projenin kapsamından kolayca görülebilir.

Bir toplumsal araştırmada çağımızda varolan bir ülke (adı verilmemektedir) halkının en çok neyi ile övündüğü sorulmuştur. Cevap olarak ülke halkının en çok övündüğü konunun o ülkenin matematikçileri olduğu sonucu çıkmıştır. Bu şekilde verilen bir yanıt sayesinde bilim kültürünün o halka tamamen nüfus ettiğini söyleyebiliriz. O ülkenin halkı matematikçilerinin yanı sıra, verdiği bu yanıtla da övünmelidir. Fizik ve matematik bilimlerin katkıları sadece teknolojik uygarlığa geçişte temel araç olarak bitmemektedir. Toplumda o topluma özgü üstün kişiliklerinin oluşmasında da büyük rol oynamakta toplumun kalitesini ve toplum kültürünün değerini yüceltebilmekte, toplumsal hoşgörüye katkıda bulunmakta ve gereksiz tüketimi azaltarak üretime katkıda bulunmaktadır.

Fizik ve matematik araştırmaları ve eğitimi son yıllarda son derece stratejik hale gelen nanoteknolojik uygarlığa geçişte de kilit rol oynamaktadır. Çalışmalarımız ülkemizin uzun vadeli ve stratejik bilimsel hedeflerine yönelmiştir ve ülkenin bu hedeflere, TÜBİTAK-Vizyon-2023 programında da öngörüldüğü şekilde, kısa zaman içinde ulaşabilmesinde yeri doldurulamaz katkıları olacaktır.

Saygılarımla

Tuğrul Hakioğlu
Bilkent Üniversitesi
Fizik Bölümü
ve
ITAP Direktörü

Advertisements

About fezagursey

Physicist.
This entry was posted in Akademisyen Mektupları - tr. Bookmark the permalink.

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s